TİYATRO SOHBETLERİNİN KONUĞU: HAKAN ALTINER

Bu ayki konuğumuz Tiyatro Kedi'nin kurucusu, oyuncu ve yönetmen Hakan Altıner. Keyifli okumalar..

- Geçen sezon Tiyatro Kedi olarak çok başarılı oyunlara imza attınız. Bu sezon da bu devam edecek mi?

H.A.: Başarılı nitelemeniz için teşekkür ederim. Gerçekten verimli bir sezon geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hem repertuar hem seyirci açısından. Ayrıca yaz boyunca hem Trump' daki salonumuzda hem de turnelerde sürekli oyun oynayarak sezonu sürdürmeyi başardık. Dolayısıyla yeni sezona da aynı hızla ve repertuarımıza "Damadım Olur Musun" adlı komediyi de ekleyerek giriyoruz.

- Oyunlarınızda Türk Tiyatrosu’nun önemli isimleriyle çalışıyorsunuz. Bunun sizin yönünüzden etkileri nelerdir? Ünlü isimlerle çalışmak nasıldır?

H.A.: Tiyatro Kedi'yi kurarken ana amaçlardan biri şuydu: Tiyatromuzun adını bir kişi adıyla bağımlı kılmayalım ki herkese açık bir sahne olsun ve tüm düşlediğimiz oyuncularla çalışabilelim.

17 yıl boyunca Türk Tiyatrosu'nun çok seçkin isimlerinin Tiyatro Kedi sahnesinde yer almış olmasını öncelikle buna borçluyuz. Bir de tabii bu oyuncuları talep ve hak eden oyunlar seçmiş olmamıza. Birlikte çalıştığımız oyuncu arkadaşlarımızı ünlü/ünsüz diye bir ayırıma tabi tutamam. 

Ama bunca yılın ve bunca oyunun sonunda şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Ustalarla da çıraklarla da aynı zevkle, aynı heyecanla, aynı verimle çalıştım.

- Peki bu sezon Tiyatro Kedi’de hangi oyunlar oynanacak? Bize biraz bahseder misiniz?

H.A.: Geçen kış sezonu sonunda başladığımız "Sevgilime Göz Kulak Ol" bu kış sezonunu da açan ilk oyunumuz oldu. Onunla birlikte "Ölü Ozanlar Derneği", "Müfettiş", "Gulyabani" ve 9. sezonunu yaşayan "Kibarlık Budalası" devam edecek. 12 Kasım da ise yeni oyunumuz Damadım Olur musun perde açacak.

- Bu sezon Tiyatro Kedi'nin devam eden oyunlarından "Ölü Ozanlar Derneği" oyununda Can Gürzap'ın yerine siz rol alıyorsunuz Bunun özel bir sebebi var mı? Can Gürzap usta neden rolü bıraktı?

H.A.: Ölü Ozanlar Derneği benim yıllardır Can için düşlediğim bir projeydi. Nitekim onun için geçen yıl ilk uygun zamanını yakaladık ve hayata geçirdik ve büyük bir beğeniyle karşılandı. 8 aylık bir süre içinde 50 kez sahnelendi. 

Bu yaz başında aylık oyun sayısı azalınca Can ayda en az 10 oyun oynamazsa devam etmek istemediğini söyledi ve bir başka tiyatro ile yeni bir oyun için anlaşma yaptı. 

Onca kişinin emeğine ve kazançlarına yazık etmemek adına oyuna devam etmek yolunu seçtim ve ekibi sıfırdan bir prova süreciyle yıpratmamak işin Keating rolünü üstlendim. 

Sezonun ilk oyununda tıklım tıklım dolu salonu görünce doğru bir karar verdiğimizi gördüm.

- Oyunlarınızın sahneleme tarihleri nedir ve hangi sahnelerde oynayacaksınız?

H.A.: Oyunlarımız Trump Sahnesi başta olmak üzere çeşitli sahnelerde perde açıyor. Programımızı ''tiyatrokedi.com'' adresinden takip edebilirsiniz.

- Oyunlarınızda ünlü isimlere yer verirken aynı zamanda oldukça genç oyuncularla da çalışıyorsunuz. Usta sanatçılarla aynı oyunda gençleri kullanmak sizi tedirgin etmiyor mu? Provalarda bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

H.A.: Genç oyuncularımız bizim enerji kaynaklarımız. Zekiler, yetenekliler, saygılılar. Ustalarıyla birlikte hem uyum içinde çalışıyor hem de onlardan çok şey öğrenmenin tadını çıkarıyorlar.

- Türkiye’de tiyatro sahibi olmak bir yana tiyatro oyuncusu olmak bile ekonomik olarak sıkıntılıyken, Tiyatro Kedi bu sıkıntılara rağmen hem büyük prodüksiyonları hem de ünlü simaları sahneye taşıyor. Bu sizin için zor olmuyor mu?

H.A.: Tiyatro yapmak ne zaman kolay oldu ki? Siz de bu işin içindesiniz, onun için de bunların nasıl zorluklar olduklarını çok iyi bilirsiniz.
Benim bu zorlu yolculuğu aşmadaki en büyük dayanağım genciyle kıdemlisiyle bu mesleği bilen ve isteyerek yapan arkadaşlarımla çalışıyor olmam. Bunca yıldır hiç sponsorumuz olmadı. Ama emekleriyle, yarattıklarıyla, gönülleriyle çok destekçimiz oldu.

- "Damadım Olur musun?" oyununuzda gerek tiyatro metninin oyunlaştırılmasında, gerek yönetmen koltuğunda deneyimli isimlerin yanı sıra gençlere fırsat verdiğinizi görüyorum. Bu konuda ne diyeceksiniz?

H.A.: Tiyatro Kedi'nin kuruluş sebeplerinden biri de bu : Yarının tiyatro insanlarına ufuk ve yol açmak. Hayatta en zevkle yaptığım uğraş bu ve bu dünyaya veda ettiğim zaman gurur duyacağım tek şey bu olacak..

- Türkiye’de tiyatro ortamını nasıl görüyorsunuz? Özellikle büyük sahne ve prodüksiyonlar yerine dar kadrolu ve küçük sahnelerde oynanan tiyatro oyunları hakkında ne düşünüyorsunuz?

H.A.:Günümüz tiyatrosu adına hem tiyatrocular hem seyirciler adına çok umutluyum. Onca spekülatif ve karamsar değerlendirmeden sonra nihayet son üç yılda tiyatro yeniden ''yükselen değer'' oldu. Bunu pıtrak gibi çoğalan genç tiyatrolara borçluyuz. Kıdemli tiyatrolarla birlikte bu genç gönüllüler seyircinin yeniden tiyatro salonlarını doldurmasını sağladılar.

- Sizce dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sanat akımlarına göre tiyatronun yorumlanması değişiyor mu? Bunun seyirci ve tiyatrolar açısından artı ve eksileri nelerdir?

H.A.: Tiyatro 3500 yıllık bir sanat kolu. Kendini sürekli yenilemese bu ömrün onda biri kadar bile yaşayamazdı. Tiyatroyu besleyen ana duygu ''merak''tır. Tiyatrocu merak edecek, araştıracak, keşfedecek, onun ne bulup getirdiğini de seyirci merak edecek ve görmek isteyecek. Tiyatrocu sadece yeni keşifler peşinde koşmayacak, uzun yıllardır yapılmakta olan bir oyuna bile nasıl farklı bir yorum getirebileceğini de araştıracak, bulacak, yeniden seyirciye sunacak. Bundan daha özgürlük dolu bir yaratım süreci olamaz.

- Bu sezon Tiyatro Kedi oyunlarının kaçında oyuncu olarak rol alacaksınız? Kendinizi bir tiyatro patronu olarak oyunların içinde görmek ne hissettiriyor?

H.A.: Öncelikle kendimi hiçbir zaman ''Tiyatro Patronu'' olarak görmüyorum ve görmeye de hiç niyetim yok. Kibarlık Budalası'nda 5 senedir oynuyorum. "Ölü Ozanlar Derneği" ve "Sevgilime Göz Kulak Ol" da ki roller ise oyunun sağlığı adına sonradan devraldığım rollerdir. Çalışmalarımı dengeleyebilmek adına "Müfettiş" oyunundaki rolümü kırkıncı oyundan sonra başka bir meslektaşıma devrettim. Tiyatro zaten benim yaşam alanım. Ama sahnede arkadaşlarımla beraber olmak özellikle hoşuma gidiyor.

- "Ölü Ozanlar Derneği" gibi sinemada kült olmuş ve çok sevilen bir eseri tiyatro sahnesine taşımak sizin için nasıl bir deneyimdi?

H.A.: Ölü Ozanlar Derneği şimdiye kadar sahneye koyduğum yetmişi aşkın oyun içinde bambaşka bir yere sahip. Özellikle sinema diliyle tiyatro dili adına ortak bir anlatım yakalamış olmak beni çok mutlu etti. Hayallerimin sahne üstünde bu kadar doğru gerçekleşmesini en gencinden en kıdemlisine kadar tüm yaratıcı kadronun olağanüstü işbirliğine borçluyum.

- Ben oyunu seyrettiğimde gayet başarılı olduğunu gördüm. Sadece tablolar arasındaki bazı bağlantısızlıklar dikkatimi çekti. Bunu nasıl yorumlarsınız? Sinemadan tiyatroya taşımanın zorluklarından mı acaba?

H.A.: Doğru teşhis. Çünkü tiyatroda ne yaparsak yapalım sinemadaki akıcılığı sağlamamız çok zor. Ayrıca dramaturjik yapısı açısından oyunun sürekli farklı mekanlarda geçiyor olması da sizi bu duyguya sürüklemiş olabilir.

- Geçen sezon "Ölü Ozanlar Derneği" "Müffettiş" "Kibarlık Budalası" "Sevgilime Göz Kulak Ol" "Gulyabani" ve bu sezonun yeni oyunu "Damadım Olur musun?" oldukça yoğun bir sezon geçirecek gibi görünüyorsunuz. Oyunlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

H.A.: Bütün bu oyunlarımız Tiyatro Kedi'nin yelpazesi geniş bir repertuar anlayışının ürünü. Her biri kendi türünün iyi örnekleri. Bu yüzden de seyirci ilgisi eksilmedikçe sürmeye devam edecekler.

- Bütün tiyatro çalışmaları, oyunculuk, yönetmenlik ve tiyatro patronluğunuz bir yana, bu camia ile ilgili ne söylemek istersiniz? Sizi üzen konular var mı?

H.A.: Tiyatro dünyası tüm farklı konumlara, bu konumlar doğrultusunda da oluşturulan kişiliklere açık bir dünya. Eski ustalarımız bize şunu öğrettiler: ''Tiyatroculuk ihtiras mesleğidir ihtirassız olmaz''. Ancak ihtirasın aklın önüne geçmemesi gerekir. Bu kuralın işlemediği her yerde kıskançlık, nefret ve gözyaşı vardır.

- Ben Haldun Dormen usta hakkında da biraz konuşmak istiyorum. 89 yaşında olmasına rağmen birçok oyununuzda rol alıyor, ayrıca başka ekiplerle kendi oynadığı oyunları ve Eskişehir Şehir Tiyatroları'nda yönettiği oyunları var. Ustanın bu durumuna ne yorum yapacaksınız? 89 yaşında bu sahne enerjisini neye bağlıyorsunuz?

H.A.: Haldun Dormen, Tanrı ona uzun ömür versin, gerçekten bir tiyatro efsanesidir. Deneyimiyle sahne üstünde, olağanüstü enerjisiyle de sahne arkasında hepimizin hem çok şey öğrendiği hem örnek aldığı bir kişilik. Bu enerjisinin sırrını da bizimle paylaştığı için açıklayabiliyorum: ''Tutkuyla sevdiği işi yapabilmek''.

- Blogumuz hakkında ne düşünüyorsunuz? Takip etme şansınız oluyor mu?

H.A.: Titizlikle takip ediyorum. Tarafsız, aydınlatıcı ve dolu buluyorum. Hevesinizin ve enerjinizin hiç kaybolmamasını içtenlikle diliyorum.

- Blogumuzda indirimli tiyatro bileti köşemiz var. Hiç dikkatinizi çekti mi?

H.A.: Sadece benim değil seyircilerimizin de dikkatini çekiyor ki bu önemli bir gelişme.

- Son olarak oyuncu adaylarına ve seyircilerine ne söylemek istersiniz?

H.A.: Ustalarımız ''Marifet iltifata tabidir'' demişler. Dolayısıyla biz oyuncular marifet göstereceğiz ki seyircilerimiz de iltifat etsinler.

- Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz. Tiyatro Kedi'ye bol seyircili ve yüksek hasılatlı bir sezon dileriz.

H.A.: Bu kadar iyi hazırlanmış sorularla bir söyleşiye çok rastlanmıyor. Asıl ben ilginize teşekkür ediyor aynı başarılı sezonu sizlere de diliyorum.